Meme Hastalıkları, Memede Kitleler, Meme Kanseri  6 Ağustos 2013

Meme Hastalıkları, Memede Kitleler, Meme Kanseri

MEME HASTALIKLARI, MEMEDE KİTLELER, MEME KANSERİ

Meme ile ilgili hastalıklar kesin olarak çok daha sık görülmektedir. Meme şikayetlerinin ve bulgularının ancak küçük bir kısmı kanserle ilişkilidir ve böyle bir durumda, teşhisin erken konulması önemlidir. Memesinde o zamana kadar olmayan bir değişiklik farkeden kişi, kendi kendine bir teşhis koymaya çalışmamalı, konunun uzmanı olan bir doktora başvurmalıdır.

İYİ HUYLU KİTLELER

Meme, süt kanalları, bağ dokusu ve meme dokusundan oluşan bir organdır, elle muayenede düzensiz gibi gelebilir. Adet döneminden önce ve adet süresince memelerde mutlaka hassasiyet, ağrı ve şişkinlik hissedilebilir. Bu, meme dokusunda sıvı toplanmasına ve vücuttaki hormon seviyelerine bağlıdır ve son derece normaldir. Fakat ele kitle geliyorsa ve bir dahaki adet dönemine kadar geçmiyorsa kesinlikle vakit kaybetmeden en kısa zamanda uzman doktorunuza başvurunuz. İyi huylu meme problemlerinden en sık görülenler şöyle sıralanabilir:

  • · Kistik hastalık (fibrokistik meme hastalığı) memedeki kitlelerin en sık sebepleri ve nedenidir. Bu kitle veya kistler, içi sıvı dolu keseciklerdir. Adet döneminden önce büyürler, hassas ve ağrılı olurlar ve menopozdan sonra genellikle mutlaka kaybolurlar.
  • · Yağ bezeleri (lipom) genellikle tek ve ağrısız kitlelerdir. Boyutları değişik olabilir. Lipomlar yağ dokusundan oluşur ve vücudun başka yerlerinde de olabilir.
  • · Fibroadenomlar kesinlikle çok daha sıklıkla gençlerde görülen kitlelerdir. Bu kitleler sert, hareket ettirilebilen, kesin olarak genellikle oval şekilli ve ağrısızdır.
  • · Papillomlar süt kanalları içinde, küçük, siğil benzeri oluşumlardır. Meme başından kanlı akıntıya yol açabilir ve çoğunlukla ele gelmez.
  • · Memeleri sıkmak, ezmek veya kaza gibi travmalar, kan oturmasına veya yağ dokusunun düzensizleşmesine mutlaka yol açabilir. Bunlar da kitle gibi ele gelebilir. Çevreleyen dokuda kızarıklık ya da morluk olabilir. Travmanın kansere yol açtığına dair kesin olarak bir kanıt yoktur.

MEME BAŞI AKINTISI

Bir çok kadında hayatının bir döneminde, bir memede veya her ikisinde birden meme başı akıntısı olabilir. Meme başı akıntılarının çoğu kesin olarak ciddi bir soruna işaret etmez. Birkaç kez olan renksiz akıntı genellikle normal kabul edilir ve başka bir inceleme gerektirmez. Devam ederse veya akıntı miktarı artarsa kesinlikle uzman doktorunuz ileri inceleme isteyebilir.

“Acaba bende de var mı” endişesiyle kadınların kendi meme başlarını sürekli sıkmaları meme dokusunda travmaya yol açarak akıntılara ve kanamalara kesin olarak yol açabilir. Kesinlikle bu şekilde meme başınızı sıkmayınız.

Kendiliğinden kanlı meme başı akıntısı olan kadınların çoğunda süt kanallarının içinde iyi huylu bir kitle saptansa da, kesin olarak bunun iyi huylu olduğunun doğrulanması gerekir. Kanlı meme başı akıntısı bazen meme kanserinin bir göstergesi olabilir.

MEME ABSESİ

Genellikle emziren kadınlarda olmakla birlikte, kesin olarak her kadında görülebilir. Emziren kadınlarda emzirme aralıklarının uzamasıyla memede mutlaka süt birikimi olabilir ve bu iltihaplanabilir; veya meme başındaki çatlaklardan bakteriler girerek meme absesine yol açabilir. Abse, memede hassasiyet, meme dokusunda sertleşme, kızarıklık ve kesin olarak ağrıya yol açar.

KÖTÜ HUYLU KİTLELER (MEME KANSERİ)

Meme kanseri yeteri kadar büyüdüğünde, memede ele gelen bir kitle olarak kendini kesinlikle belli eder. Fakat, memede ele gelen her kitle kanser olmayıp, bunların yaklaşık olarak ortalama yüzde 85’i iyi huyludur. Bir kitlenin kanser olup olmadığının ayırımını, konu ile ilgili kesinlikle uzman doktor yapabilir.

Erken Meme Kanseri: Meme dokusu içinde çok küçük bir tümör veya ele hiç gelmeyen bir odak olabilir. Bunun tanısı ancak ultrasonografi, mammografi ve meme MR gibi görüntüleme yöntemleriyle konulur.

  1. Her ay kendi kendine meme muayenesi yapan.
  2. Yıllık meme muayenesi için mutlaka doktoruna giden.
  3. Uygun yaş ve risk gruplarında yıllık mammografi kontrolü yaptıran kadınlarda erken meme kanserini yakalamak ve tanı koymak çok daha kolaydır.

İlerlemiş Meme Kanseri: Meme dokusunun dışına, yani koltuk altı lenf bezlerine veya vücudun başka yerlerine sıçramış mutlak meme kanseridir.

MEME KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ:

Aşağıdaki risk faktörlerinden biri veya bir kaçı sizde varsa, önerilen muayene ve tetkikleri aksatmayınız:

Önemli Riskler:

  • 50 yaş ve üzeri.
  • Anne, kız kardeş ya da teyzede meme kanseri.
  • Meme kanseri geçirmiş olmak.

Diğer Riskler:

  • Kansere dönüşebilecek meme hastalığının bulunması.
  • Hiç doğum yapmamış olmak.
  • İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak.
  • İlk adetini 12 yaşından önce görmüş olmak.
  • Menopoza 55 yaşından sonra girmek.
  • Obezite (şişmanlık).
  • Geçmişte göğüs bölgesine yüksek doz ışın almış olmak.
  • Çok miktarda alkol kullanımı.
  • 5 yıldan uzun süren hormon tedavisi.

MEME GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

Mamografi:

Her kadına, 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografi yapılması kesin olarak önerilmektedir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda mamografi taramaları kesin olarak çok daha erken yaşta başlayabilir.

Mamografi, meme kanseri tesbitinde en iyi metod olmakla birlikte, meme yapısına bağlı olarak, var olan bir lezyonu göstermekte ve kesinlikle yetersiz kaldığı durumlar olabilir. Bu nedenle uzman doktor muayenesi ve her ay hastanın kendi kendini muayene etmesi son derece çok önemlidir.

Mamografinin Bir Zararı Var Mıdır?

Mamografi sırasında yüksek kalitede görüntü alabilmek ve uygulanan radyasyon miktarını azaltmak için, meme iki yandan sıkıştırılır. Bu sırada mutlak ağrı ve rahatsızlık duyulabilir. Mamografinin, adet döneminin bitiminde ve kafein içeren kahve, çay, çikolata gibi gıdalardan bir süre uzak kaldıktan sonra çekilmesi, çekim sırasındaki bu rahatsızlıkları mutlaka azaltabilir. Memeyi sıkıştırarak çekim yapmak, meme için sakıncalı bir duruma ya da meme dokusunda herhangi bir değişikliğe sebep ve neden olmaz. Ağrı ve rahatsızlık hissi kesin olarak çekim biter bitmez ortadan kalkar. Önerilen aralıklarla yapılan mamografinin meme kanseri riskini artırması kesin olarak sözkonusu değildir.

Meme Ultrasonografisi:

Meme yapısını, muayenede farkedilen anormal alanları ve kitlelerin kistik veyasert olup olmadığını belirlemek amacıyla kullanılır. Bu yöntemle hasta radyasyon almamış olur.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG):

Memenin yapısı ve varsa lezyonlar hakkında kesinlikle en detaylı bilgiyi sunan görüntüleme yöntemidir. Meme yapısı ileri derecede yoğun olanlarda, gençlerde, meme protezi olanlarda, meme kanseri saptanmış olan, ancak birlikte başka odakların olup olmadığının araştırılması gereken durumlarda mutlaka uygulanmaktadır. Radyasyon kullanılmaması ve meme dokusunun sıkıştırılmaması hasta açısından kesin olarak kolaylık sağlamaktadır.

Galaktografi (Duktografi):

Mamografi ünitesinde meme süt kanallarının düşük doz radyasyon kullanılarak görüntülenmesidir. Kanallarda meme başı akıntısına neden olabilecek kitle veya hastalık olup olmadığı kesinlikle araştırılır.

Hangi Sıklıkla Meme Muayenesi Olunmalı?

Her ay kendi kendinizi muayene etmeli ve yılda bir kez meme muayenesi için mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

Kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağını öğrenmek için bu sitedeki “Kendi Kendine Meme Muayenesi” konusunu okumanızı öneririm.

Memede Kitle Saptandığında Neler Yapılır?

Muayeneyle ve/veya görüntüleme yöntemleriyle saptanan bir kitlenin türünü belirlemek amacıyla biyopsiye karar verilebilir. Biyopsi, şüphe edilen kitleden iğne ile ya da cerrahi yöntemle küçük bir parçanın alınması, parçanın patolojik olarak incelenmesi ve kitlenin türünün belirlenmesidir.

Biyopsiler çeşitli yollarla yapılabilir:

İnce iğne biyopsisi: Çok ince bir iğne ile memedeki kitleden hücre alınmasıdır.

Kalın iğne biyopsisi: Kitlenin içine kalın bir iğne ile girilerek ince doku parçalarının alınmasıdır.

Mamografi ile işaretleme ve biyopsi: Ele gelmeyen fakat mammografi ile saptanan kitlelerin mamografi görüntüsü eşliğinde işaretlenerek cerrah tarafından çıkartılmasıdır.

Ultrasonografi ile işaretleme ve biyopsi: Mamografi ile olduğu gibi, işlemin ultrasonografi eşliğinde yapılması ve kitlenin çıkartılmasıdır.

Cerrahi biyopsi: Memede kitle saptandığında, yukarıdaki işlemlerden uygun olanların yapılmasına rağmen teşhiste şüphenin devam ettiği veya başka bir sebeple gerektiği durumlarda, kitlenin cerrahi yöntemlerle (ameliyatla) çıkartılmasıdır.

Memenizde bir kitlenin saptanması ya da cerrahınızın mutlaka biyopsi kararı vermesi, korkulacak bir durum değildir. Memede saptanan her kitleye, kitle saptandığı anda biyopsi yapılması gerekmeyebilir; muayene ve görüntüleme yöntemleriyle yapılan aralıklı kontrollerle mutlaka takip edilebilir. Size düşen, kendi kendinize yapacağınız muayeneleri ve uzman doktor kontrollerinizi aksatmamak, doktorunuzun önerilerini kesinlikle dikkate almaktır.

MEME KANSERİ SAPTANDIĞINDA

Memedeki kitlenin kanser olduğu iğne biyopsisi veya cerrahi biyopsiyle anlaşılırsa yapılması gerekenler şunlardır:

  • Evreleme.
  • Laboratuar.
  • Karın ultrasonografisi.
  • Akciğer grafisi.

Diğer vücut taramaları

Genel Cerrah/Radyolog/Onkolog/Patolog ortak değerlendirme.

Gerekirse ameliyat öncesi kemoterapi (ender olgularda).

Ameliyat.

  • -Yalnız tümörün (memedeki kitlenin) alınması.
  • -Tümör ve koltuk altı lenflerin alınması.
  • -Tüm memenin alınması.
  • -Tüm memenin koltuk altı lenfleriyle birlikte alınması.
  • -Hiçbir ameliyat diğerine göre daha iyi değildir, hastalığın durumuna göre her birinin kullanım alanı değişir.

Ameliyat sonrası.

  • -Gerekirse kemoterapi.
  • -Gerekirse radyoterapi.
  • -Takip.

Meme MR

mammografi.

Mammografi.

ultrasonla meme işaretleme.

iğneyle meme biyopsisi.

Prof. Dr. Gülüm ALTACA

Meme Cerrahisi

Meme Hastalıkları, Memede Kitleler, Meme Kanseri Meme Hastalıkları, Memede Kitleler, Meme Kanseri Meme Hastalıkları, Memede Kitleler, Meme Kanseri

Anne Portal Yorum

Sizde bu siteye giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz.