Aşılama (inseminasuyon-İUİ) Kadınlarda Kısırlık Nedenleri  5 Temmuz 2013

Aşılama (inseminasuyon-İUİ) Kadınlarda Kısırlık Nedenleri

İnfertilite düzenli ve korunmasız olarak, haftada en az 2. ila 3. kere olacak şekilde girilen cinsel ilişkiye rağmen 1. yıl sonunda gebelik olmamasıdır.

Yaklaşık olarak evli çiftlerin yüzde 15. infertil olup bunların yüzde 30’unda kadın, yüzde 30’unda erkek ve ortalama yüzde 40 oranında hem erkek hem kadın kısırlıktan sorumludur.

Kadına ait kısırlık nedenleri:

Gebeliğin oluşabilmesi için kadından ovulasyon ile yumurta hücresinin batın boşluğuna atılması, bunun sağlam tüpler tarafından yakalanması, tüplerde erkekten gelen sperm ile karşılaşarak döllenmesi ve bu döllenen yumurtanın rahim içine gelerek endometrium dediğimiz rahim iç tabakasına yuvalanması gerekmektedir. Basitçe buradaki olaylardan birinde herhangi bir aksaklık oluşursa gebelik meydana gelmez ve kısırlıktan söz edilebilir.

Bu hastalarda İlk görüşmede bazı noktaların araştırılması yol göstericidir; adet düzensizliği, kıllanma, obezite, geçirilen karın içi veya pelvik operasyonlar, daha önce kemoterapi ya da radyoterapi tedavisi alınması, adet sırasında ya da ilişki esnasında ağrı olup olmadığı, daha önce spiral (RIA) ile korunma, memelerden süt gelmesi, sigara içimi, tiroid hormonu ile ilgili bozukluklar ve guatr hastalığı sorgulanır.

Anovulasyon (Yumurtlamanın olmaması):

Kadın infertilitesinin en yaygın nedeni ovulasyon (yumurtlama) olmamasıdır. Ovulasyonun olup olmadığını gösteren en önemli işaret ise adet düzenidir. Bir çok faktör kadınlarda yumurtlama bozukluğuna neden olabilir. Çeşitli organlara bağlı gelişebilen hormonal bozuklukları, PCOS , aşırı egzersiz, düzensiz diyet, stress , sigara, alkol yumurtlamayı olumsuz yönde etkileyebilir.

Tuba-peritoneal Faktörler:

Geçirilmiş enfeksiyon, operasyon, karın içine kanama ya da endometriozis nedeniyle yumurtalıklar ve tüpler için hasar oluşturmuş olabilir.

Hormonal bozukluklar:

Hormonal bozukluklar yumurtlamayı engelleyerek ve rahim içi tabakasının gelişmesini engelleyerek kısırlığa neden olabilir.

PCOS (Polikistik over sendromu), tiroid hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıklarında oluşan hormonal bozukluk fertiliteyi olumsuz yönde etkilerler.

Endometriosis: Rahim içi mukozası olan endometriumun rahim dışında yerleşmesi ve fonksiyon göstermesi olan endometriosis-çukulata kisti hastalığı-daha çok yumurtalıklara yerleşir. Endometriozisin yumurtlama, döllenme ve döllenmiş yumurtanın ekilme aşamasında olumsuz etkileri yaratabilmektedir.

Düşükler: Daha önceki düşükler (bebek kayıpları) ya da isteğe bağlı kürtajlar rahim iç tabakası olan endeometriumda ve rahim ağzında (serviks) hasarlara sebep olabilir. Aynı zamanda döllenmiş yumurtanın uterus içine ekilmesini (implantasyon) bozabilir. Tekrarlayıcı düşükler (bebek kayıpları) ve kürtajlar rahim içinde oldukça ciddi yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar sonucu adet kanamasının hiç yaşanmaması ya da azalması (Asherman Sendromu, Intra uterin sineşi) mümkündür. Bu durumda hiç gebelik olamayacağı gibi (rahim içinde gebeliğin tutunması ve beslenmesi için gerekli olan alanın azalması sonucu) tekrarlayan düşükler de görülebilir.

Rahim anormallikleri: Rahimdeki doğumsal yapı ve şekil bozuklukları infertiliteye yol açabilir. Bu yapısal bozukluklarda rahim içi dokusunun (endometrium) kanlanmasında azalma ve gebelikle birlikte rahmin yeterince büyüyememesine sebep olabilmektedir.

AŞILAMA – İUİ – İNSEMİNASYON (İntra uterin inseminasyon)

Aşılama (İnseminasyon- İUİ) yumurta hücresi ile karşılaşacak sperm sayısını arttırmak amacıyla yapılan bir işlemdir. Bu işlemden önce genellikle klomifen gibi yumurta geliştirici ilaçlar ya da bazı iğneler uygulanarak anne adayı aşılama için hazırlanır. Sperm baba adayından alındıktan sonra labaratuvar da oldukça özel tekniklerle işlemlerden geçirilir. Bu hazırlanan sperm özel ufak bir katater yardımı ile rahmin içerisine verilir. İşlem genellikle ağrısızdır ancak bazen karında krampa neden olabilir.

Aşılama işlemi düşük sperm sayısı, spermlerin hareketliliğini azaldığı durumlarda (motilitede azalma) ve açıklanamayan kısırlık durumlarında başarılı sonuçlar vermektedir. Aşılama aynı zamanda bozuk post koital test ve servikal faktör nedenli kısırlıkta da başarı sağlamaktadır. Aşılama ile başarılı gebelik şansı yüzde 20. ila yüzde 25. arasındadır.

Tüp bebek (IVF)

Tüp bebek yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine geriverilmesi ilkesine dayanır.

Tüp bebek ya da mikroenjeksiyon tüplerin tıkalı olması, şiddetli sperm bozuklukları, diğer tedavilerle başarı elde edilmeyen endometriozis hastaları, yumurtlama bozuklukları, hafif sperm bozuklukları ve açıklanamayan kısırlık hastalarında uygulanır.

Geçmişte spermin veya embriyonun laparoskopi eşliğinde tüplerin içine verilmesi (GIFT/ZIFT) gibi teknikler uygulanırdı. Artık modern tıp, yardımcı üreme teknikleri, tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyonu (ICSI) oldukça tercih ediyor.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenme şekli olup tüp bebek yönteminde spermler ve yumurtalar biraraya konularak döllenmenin kendiliğinden olması beklenirken mikroenjeksiyon yönteminde her bir yumurtanın içine tek bir sperm mikroskopik kataterler yardımı ile enjekte edilir.

Nasıl uygulanır?

Öncellikle kadına verilen ilaçlarla yumurtalıklar uyarılır, daha sonra oluşan yumurtalar ultrasonografi eşiliğinde özel bir iğne ile dışarı alınır. Daha önce de belirttiğimiz gibi tüp bebek işleminde spermlerle yan yana konarak ya da mikroenjeksiyonda direk olarak yumurta içine verilerek döllenme işlemi sağlanır. Daha sonra oluşan embryolardan 2. ila 3. tanesi yumurta alım işleminden 2. ila 5. gün sonra rahim içerisine yerleştirilir ve 10. ila 14. gün sonra gebelik testi yapılır.

ICSI (mikroenjeksiyon)

Sperm sayısının veya hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlarda, sperm şekillerinin bozuk olduğu durumlarda ya da diğer tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda ICSI (mikroenjeksiyon) olarak adlandırılan tekniği kullanılır. Tek bir sperm hücresi kadından elde edilen yumurtanın içerisine çok ince bir iğne yardımı ile mikroskop altında enjekte edilmektedir. Bu yolla, laboratuvar ortamında döllenme sağlanır. Bu teknik esas olarak 3. değişik kategorideki bozukluğa hitap etmektedir. Bunlar sperm sayısının veya hareketliliğinin eksik olduğu durumlar ya da sperm şekillerinin (morfoloji) bozuk olduğu durumlardır. Mikroenjeksiyon uygulamalarında döllenme oranı sperm oranı ile ilişkili değildir. Menide birkaç tane sperm hücresi bulunduğu durumlarda dahi döllenme oranı değişmemektedir (yüzde 70. ila yüzde 80.). Bu teknik ile birkaç sperm hücresi ile dahi gebelik elde edilebilmektedir. Sperm hücrelerinin hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlarda ise bu teknikle spermlerin yumurta zarını aşmaktaki zorluğuna çare bulunabilmektedir. Sperm şekillerinin bozuk olmasının bir kısırlık nedeni olduğu bu durumlarda yapılan tüp bebek uygulamalarında dahi döllenmenin olmadığı ya da döllenme oranının çok düşük olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Mikroenjeksiyon tekniği uygulamalarında sperm şekilleri döllenme ve gebelik oranları üzerinde olumsuz etki göstermemektedir. Yumurta bir tüp (pipet) yardımı ile emilerek sabitleştirilmekte. Sperm ince cam iğne ile yumurta içine enjekte edilmektedir. 2. gün sonra döllenmiş yumurta (embryo) rahim içine yerleştirilmektedir.

Hiç spermi olmayan hastalara uygulanabilir mi?

Evet. Hiç spermi olmayan hastalar 3. grupta incelenebilir. 1’incisi hipotalamus-hipofizden gelen hormonkların eksikliğine bağlı olarak sperm olmayan hastalarda çoğunlukla tıbbi tedavi ile sperm oluşumu sağlanabilir ve bu hastalarda aşılama ile gebelik elde edilebilir. Başarı elde edilmeyen hastalarda ise mikroenjeksiyon uygulanır. Bu hastalarda testisten biyopsi alınmasına genellikle gerek duyulmamaktadır. 2’incisi sperm yapımı normal olduğu halde kanalların tıkalı olmasına bağlı olarak sperm yapımının olmamasıdır. Bu hastalarda bir iğne ile ya da başarısız olunursa testisten küçük bir parçanın alınması ile sperm elde edilebilir. 3’üncüsü testiste sperm yapımının bozuk olduğu gruptur ki hastaların büyük bir bölümünü bu hastalar oluşturmaktadır. Bu hastalarda öncelikle testise iğne ile girilerek ve sperm bulunamazsa biyopsi alınarak sperm aranır. Ortalama olarak hastaların yüzde 50’sinde sperm bulunabilmektedir.

Başarıyı etkileyen faktörler:

Başarıyı etkileyen en önemli faktörler kadın yaşı ve elde edilen yumurta sayısıdır. Hiç spermi olmayan azospermik hastalarda başarı oranında hafif bir düşme olabilmektedir. Onun dışındaki hastalarda başarı daha çok kadın yaşı ve yumurta sayısına bağlıdır.

Op. Dr. Burcu KARDAŞ ARSLAN

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Aşılama (inseminasuyon-İUİ) Kadınlarda Kısırlık Nedenleri Aşılama (inseminasuyon-İUİ) Kadınlarda Kısırlık Nedenleri Aşılama (inseminasuyon-İUİ) Kadınlarda Kısırlık Nedenleri

Anne Portal Yorum

Sizde bu siteye giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz.